“Pandeminin İzini Sürmek” Online Atölyemizin ilk oturumunda Nükhet Varlık’ı misafir ettik. 1997 Boğaziçi Psikoloji-Tarih mezunu olan Varlık’ın çalışma konusu Osmanlı İmparatorluğunda salgın hastalıklar ve tedavileridir. Konuşmasına, bugünkü gerçekliği tarihle nasıl değerlendiririz sorusunu yönelterek, pandeminin tarihsel boyutlarıyla başlamanın öneminden bahsederek başladı. Genel konu başlıkları pandemilerin kısa tarihi, vebanın tarihi ve özelde Osmanlı’da veba tarihi idi.

Pandemilerin Kısa Tarihi

Yakın geçmişte görülen bazı hastalıklardan ve çeşitli pandemilerden örnekler veren Varlık, “Dünya tarihinde kitlesel ölümlere sebep olan kıtalararası salgınlar olmuştur. Bugün yaşadığımız ne ilk ne sondur, tarihsel sürecin devamını yaşıyoruz ve çeşitli farklılıklar olmasına rağmen tarihteki salgınlara bakarak öğreneceğimiz çok şey var.” dedi.

Pandemilere sebep olan çeşitli hastalıklara, 5000 yıldan beri insan topluluklarını etkileyen veba hastalığını, insanların girişimleri sonucu dünya üzerinde yok edilen tek hastalık olan çiçek hastalığını örnek verdi. Devletlerin ekonomiye öncelik vererek insan sağlığını ikinci plana atılmasının gerekli önlemleri zamanında almaya engel olduğu ve geliştirilen önlemlerin de kimi zaman yetersiz kaldığını, pandemilerle başa çıkmak için yeni yollar üretildiğini ekledi.

Vebanın Tarihi

Son yıllarda gelişen, eski organizmaların kalıntılarından genetiğinin incelenmesi anlamına gelen Paleogenetik çalışmaları sonucu veba bakterisinin sadece yazılı kaynaklarla değil, bilimsel olarak da tanındığını söyleyen Varlık, tarihte üç sınıflandırmadan bahsetti;

İlk olarak yaşadığımız coğrafyayı da etkileyen Jüstinyanus salgınından bahseden Varlık “Veba tarihine olan ilgim bu konuda okuduğum kaynaklarla başladı. Bir Bizans tarihçisinin salgınla ilgili anlattıkları benim için çok ilgi çekiciydi.” dedi. İkinci olarak kara ölüm pandemisi olarak bilinen pandeminin 14. yüzyılda başladığını ve o döneme ait deniz ulaşımın bile kısıtlı olduğu ulaşım haritasını göstererek, bugünün globalleşme dünyasını anlamak için bir ipucu olduğunu, biyolojik olarak bir bütünlük olarak görmemiz için örnek oluşturduğunu söyledi. “Bu şu demek gördüğümüz bağlantılılık ile ortaya çıkan bir virüs her yere ulaşabilir. Ulaşma ihtimalini gözden çıkarmamak lazım” dedi. Son olarak “Hong Kong’da başlayan salgın dünya üzerinde buharlı gemilerin yaygın olmasıyla birlikte pek çok ülkeye yayılmıştır ve Corona’dan önce Çin’de bir kaç veba vakası görülmüştür, 3. Pandemi hala devam ediyor.” diyen Varlık vebanın dünyanın her yerine yayılmasıyla birlikte kendisine doğal odaklar oluşturduğunu ekledi.

Osmanlı Tarihinde Veba

Osmanlı tarihindeki vebayı anlamadan dünya tarihindeki vebayı anlamanın mümkün olmayacağını ve vebanın Osmanlı henüz bir beylikken kara ölüm olarak bilinen veba başlangıcı döneminde Anadolu’da yayıldığını söyleyen Varlık, politik bir yapının biyolojik bir olayı nasıl etkilediğine örnek gösterirken, “Osmanlı geniş bir alana yayıldıktan sonra hükmettiği yeni yerleri kentsel bağlantı ağının içine yerleştiriyor. İmparatorluğun toprakları genişledikçe hastalık da daha fazla yere yayılmaya başlıyor.” dedi. Konuşmasını bir toplumun hastalığı nasıl dönüştürdüğünü ve dinamik bir süreç olduğunu ekleyerek sonlandıran Varlık, soru cevap kısmında Osmanlı’da hamam kültürünün hastalığın etkisini azaltıp azaltmadığına yönelik soruyu dönemin koşullarının, evlerin yapıldığı malzemenin, kentsel yapılanmanın, demografik koşulların etkisinden bahsederek vebanın temizlikle alakalı olmadığını ve pirelerden dahi bulaşabileceğini söyleyerek cevapladı. Pandeminin toplum hafızasına etkisi ile alakalı soruya, hastalıkların toplumsal belleğe etkisinin beklenenden az olduğunu ve hafızadan silindiğini hatta hastalık, yaygın olarak yükseliş döneminde görülse bile toplumların çöküşü ile ilişkilendirildiğini ve belki de bu yolla hafızadan silindiğini ekledi. Günümüzdeki durumla geçmişi karşılaştırarak nasıl bir gelecek projeksiyonu yapılabilir sorusuyla ilgili kesin bir cevap verilemeyeceğini söyleyerek, geçmişe nazaran “İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkar, bugün geçmişe kıyasla hastalığı temel olarak biliyoruz, nasıl bulaştığını ve genel çerçevede boyutlarını biliyoruz.” dedi. Ekonomik olarak ve salgının süresini bilmediğimiz için sonuçlarını karşılaştıramayacağımızı söyledi. Soru cevap kısmının sonunda Osmanlı’da veba konusunda çalışan bir katılımcımızın sorusunu cevaplayan Nükhet Varlık, bu konuda çok büyük eksikliğin olduğunu ve çalışmak isteyen araştırmacıları desteklediğini, genç tarihçilerin kendisiyle irtibata geçebileceklerini ekledi. Konuşmasını, vebanın hatıratlar üzerinde de etkisi olduğunu ve genel yargının aksine Osmanlı’da da örneklerinin bulunduğunu söyleyerek noktaladı. Doç. Dr. Nükhet Varlık hocamıza ve katılımcılarımıza teşekkür ederiz.

Program tekrarını buradan izleyebilirsiniz: