Bize Bize Konuşmalar’da M5 Ulusal Güvenlik Savunma Strateji Dergisi Sorumlu Yazı işleri Müdürü ve İngiltere Merkezli bir şirketler grubunun CEO’su Murat D. Erker konuğumuz oldu.

“Dönüşüm Sürecinin Etkisinde Medya” başlıklı programda Erker, devlet ve özel sektör kurumlarındaki gazetecilik mesleğine dair tecrübelerini aktardı.  Medyanın son 30 yıldaki içerik ve teknolojik dönüşümü hakkında bilgiler verdi.

Erker, programa gazetecilik mesleğine nasıl başladığını “Yaz ayları boş geçmesin diye Altınoluk dergisinde takıldım.  Babam emekli ikramiyesi ile bana bilgisayar aldı.  Bu bilgisayarla dergiye abone takip programı yapmaya çalıştım.  Daha sonra derginin teknik altyapısına dahil oldum. Daha sonra İstanbul’daki hocalarla irtibata geçtik. Çeşitli röportajlar yaptım.  İş ve okul zor ilerliyordu. 1988’de Boğaziçi’nden ayrıldım.  TRT’de staj ve daha sonra 1. yönetmen yardımcısı olarak teklif aldım. 1990’da TRT’ye başladım..” sözleriyle anlatarak başladı.

Medya Kuruluşları Ticari Altyapı Olarak Kurulmuyor

Erker, medya sisteminin, bir yatırımla başlayıp istihdam sağlanması üzerine kurulu olması gerektiğini, bunun karşılığında kazanılan parayla üretilen içerikle insanları eğlendirirken hem bilgilendirme hem de eğitme mantığına dayalı olması gerektiğini belirtti. Erker daha sonra ülkemizdeki medyanın nasıl olduğunu dünya ile kıyaslayarak konuşmasına devam etti. “Aslında Türkiye’de yayıncılıkla ilgili çok hızlı bir gelişme oldu. TRT’nin ardından kurulan kuruluşlar belki bir finans modeli olarak kuruldu. Ancak ekonomik olarak güçlü olan siyasi yapının operasyonel bir platformuna dönüştü. Planlı bir yatırım ve istihdam kurumu olmak yerine, dışardan aldıkları desteklerle, birilerinin kontrolünde var olmaya çalıştı. Siz birey olarak inançlarına, değerlerinize uygun bir şeyler üretmeye çalışırken sektörün böyle bir kaygısının olmadığını görüyorsunuz. Dünyada medya kuruluşları böyle değil. Onlarda işin ticari olarak çalıştığı bir mekanizma var. O ticari mekanizmaya hizmet eden bir içerik üretimi ve başka bir akıl var” dedi.

Bizde İsraf Mekanizması Çalışıyor

İçerik üretiminin önemini vurgulayan Erker, “İçeriği doğru bir şekilde belirli bir matematikle yaparsanız karşılığını alıyorsunuz. Yapılması gereken kendi besin zincirini oluşturmaktır. Bizim dizilerimiz akşam 8’de başlayıp gece 12’de bitiyor ve hatta ardından tekrarı yayınlanıyor. Adamın bir yerden bir yere yürümesi 45 saniye sürüyor. Anlatacağımız hikayeler hiçbir şekilde uluslararası standartlara uygun değil. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok. “One Hour Drama” diye bir şey var. 45 dk bir bölüm, 15 dk reklam ve ardından başka bir program başlıyor. Hikayeleri uygun bir biçimde anlatmak yerine bizde maalesef israf mekanizması çalışıyor” şeklinde konuştu.

Yaptığımız İş Tıpla Çok Benziyor

Medya çalışanlarının işlerini doğru yapabilmeleri için iyi bir eğitim almaları gerektiğini vurgulayan Erker, “medyada altyapı problemleri var. İnsan kaynağı yetiştirecek bir yapı yok. Her kurumun iletişime ihtiyacı var, bir kriz çıktığında bununla ilgilenecek kişi kurumun başkanı değil, iletişim konusunda uzman biri olmalı. Bizim yaptığımız iş tıpla çok benziyor. Medyada çalışan insanların kullandığı araçlar belli bir uzmanlık gerektiriyor. Belli bir eğitim almanız ve işinizi doğru yapmanız gerekiyor. Doktor hata yapınca masada bir tane adam kalıyor. Ama siz akşam dizide bir hata yaptığınız zaman 300 bin kişi o akşam travma geçiriyor” dedi.

Program soru cevap bölümünün ardından sona erdi.