Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English

 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 17 kişi
Toplam: 1095016 ziyaretci

Anasayfaya dön
Bura Diyarbakır -2- : Konuşmalar
 






BURA Güney Doğu Gezisi'nde
siyasî parti il başkanlıkları
ve STK ziyaretlerinin yanı sıra
bölgeyi ve sorunlarını
çok iyi bilen kanaat önderleri ile
sohbet toplantıları düzenledik.


Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, Dicle Üniversitesi öğretim üyesi ve Anayasa Profesörü Fazıl Hüsnü Erdem, Yazar ve siyasetçi Altan Tan ve Metropolit Mor Filuksinos Saliba Özmen ile yaptığımız söyleşilerde bölgenin ekonomik, sosyal, etnik ve dinî sorunları hakkında bilgi aldık.



İlk toplantımız Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı'nın ev sahipliğinde yapıldı ve açılış konuşmasını BURA Başkan Yardımcısı Ahmet Türkoğlu yaptı.


Ahmet Türkoğlu :

Diyarbakır'ın ve Bölgenin gerçek değerine kavuşmasını diliyorum!



BURA Başkan Yardımcısı Ahmet Türkoğlu yemekte yaptığı konuşmada derneğimizi ve Güney Doğu Gezisi'nin amacını kısaca özetleyerek, dışarıdan bölgenin olduğundan çok farklı algılandığına dikkatleri çekti. 2 gündür Diyarbakır'da bulunduğunu söyleyen Ahmet Türkoğlu, havasıyla, suyuyla, insanının sıcaklığı, misafirperverliği ile beklediğinden çok farklı bir şehirle karşılaştığını, medyadan gösterilen Diyabakır'la kendisinin 2 gündür gördüğü Diyarbakır'ın çok farklı olduğunu, en çok şaşırdığı şeyin ise şehrin bakımlı ve çok temiz oluşu olduğunu açıklayarak bu yanlış algının düzeltilmesi için herkese görev düştüğünü belirtti.




Galip Ensarioğlu :

En büyük eksikliğimiz diyalogsuzluğumuz!


Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu, BURA'nın Diyabakır'a gelişinden duyduğu sevinci dile getirerek, bizleri ağırlamaktan çok mutlu olduğunu belirtti. BURA ile tanışıklığının kendisinin Doğru Yol Diyarbakır İl Başkanlığı dönemine uzandığını açıklayan Galip Ensarioğlu, diyaloğun ve tanışıp görüşmenin önemini vurguladı.



Sabah İçişleri Bakanıyla 40'a yakın STK'nın katıldığı bir toplantıda beraber olduklarını söyleyen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, Bakan'ın da diyaloğu ve karşılıklı anlayışı geliştirmek için büyük gayret gösterdiğini söyledi.






Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem

Kürt meselesi, müslüman aydınlar sahip çıkarsa çözülür!




Dicle Üniversitesi öğretim üyesi ve Anayasa Profesörü Fazıl Hüsnü Erdem, yemekteki konuşmasynda Kürt Sorunun tarihsel boyutundan ve çözüm için müslümanların ve STKların üzerine düşen görevlerden bahsetti.

Prof. Fazıl Hüsnü Erdem, Kürt Meselesi'nin Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında geldiğini belirterek, konunun tek faktörlü olmadığını, tarihsel, sosyal, ekonomik ve terör boyutları olduğunu açıkladığı konuşmasını şöyle sürdürdü :

Cumhuriyet tarihi boyunca bölge halkının karşılaştığı sorun “Kürt Kimliği”nin tanınması bir yana varlığının bile tanınmamasıydı. Daha sonra Kürtlerin farklı bir kimliği olduğu kabul edildi ama gerekleri yapılmadı.

Kürt sorununun çözümsüzlüğünün maliyeti çok yüksek ; Cemil Çiçek 300 milyar dolar hesaplanabilir maliyetten ve 1 trilyon dolar hesaplanamayan maliyetten söz ediyor.

Son 20-30 yılda Kürtler göç etti, travma yaşadı. En fazla Diyarbakır şehri göç aldı, en fazla Diyarbakır şehri yaşadı bu travmayı. Bu sorun toplumun sosyal dokusunu bozuyor. Her ne kadar mevzii çatışmalar olmuşsa da, şükürler olsun etnik bir çatışma yaşanmadı.



Türklerin ve Kürtlerin tarihsel birlikteliği, din ve mezhep birliği bu sorunun aşılması için en faydalı unsurlardır. En önemli yöntem diyalogtur, kişinin karşısındakini, onun yerine koyarak anlamasıdır. Son günlerin moda tabiri ile empati kurmaktır. Ahmet Altan “Atakürt” yazısında olmayana ergi yaparak konuyu açıklamaya çalıştı; yazıda Atakürt iktidarı ele geçirince verdiği sözleri unutuyor, Kürtlerle Türkleri bir arada tutan bir takım sembolleri ortadan kaldırıyor. Halkları bir arada tutan sembollerin kalkmasıyla çözülmelerin yaşanması; "Anasırı Osmaniye" mantığının gitmesi, saltanatın ve hilafetin kalkması ve halklar arasındaki din bağının önemsizleştirilmesi..

Tevhidi tedrisat, medreselerin kaldyrılması, Kürt dilinin öğretildiği mekanların yok olması demektir; medrese yasağı, Kürtçe yasağı demektir. Bunun üzerine bazı aileler çocukları acı/zorluk çekmesin diye onları Türkçe konuşarak büyütmüştür. Tarihte 28, 29 tane Kürt isyanı vardır ve Kürtler en başından beri rahatsızlıklarını dile getirmişlerdir.



Kürt meselesinin çözümünde en büyük sorumluluk muhafazakâr camiaya aittir, muhafazakârların evrilmesiyle bu iş çözülür; bu işi tarikatler, cemaatler, sivil toplum kuruluşları çözecektir.

Özgürlükler tedricen, genelge, yasa ve en sonunda anayasal olarak getirilmelidir, ve hükümet bu bağlamda doğru bir çizgi izlemektedir. Eski hükümetler Kürt sorunu konusunda ‘Ne yapalım?’ sorusu sorulduğunda ‘Helikopter alalım’ mantığı güdüyorlardı.

Güneydoğu halkının AKP ve DTP’den başka bir partiden beklentisi yok, iki partinin oyları geçirgen, ama CHP de bir noktada bu sürece katılacaktır.

Güneydoğu’da "Türkiyelilik bilinci" azalıyor, ülkenin batısından bir kopuş var, özellikle ortaokul neslinde, bu nesil ‘beraber yaşam’a daha az inanyyor.

İslamcılık milliyetçiliğe nazaran cihanşumuldur ve birlikte yaşama daha çok yol verir.

Türkiye genelinde işsizlik % 13 iken, Diyarbakır’da işsizlik %40, ülkenin batısı ile doğusu arasyndaki gelişmişlik farkı 15 kat.

Kürtler için Türkiye Avrupa demektir.

Irak Kürtleri Türkiye’ye çok
sıcak bakıyor, bir Amerikan araştırması Irak Kürtlerinin çoğunun ‘komşu olarak kimi görmek istersiniz?’ sorusuna ‘Türkler’ cevabını verdiğini söylüyor. Kürtler için Türkiye Avrupa demektir.

Müslüman entelektüellerin Kürt sorunu konusunda kırılma yaşaması ve Elazığ’dan doğuya geçtiklerinde ‘Türklükleri’nin tutması olayın vahim bir boyutudur. Müslüman Kürtlerin sesi nerede? PKK’nın sekülerleştirdiği Kürtler, ama Kürtler hala Türklerden daha Müslüman. Bazı çevreler Kürtlere dini yatırım yapılması gerektiğini düşünüyor ‘Müslümanlaşırlarsa haklarından vazgeçerler’ diye düşünüyorlar. Müslüman Türkler gibi Müslüman Kürtler de Kürt sorununa kayıtsız kaldı. Oysa Kürt meselesi, ancak müslüman aydınlar sahip çıkarsa çözülür.







Diyarbakır'da bölgenin kanaat önderleriyle yaptığımız söyleşilerden bir diğeri Yazar Altan Tan'la idi.

Altan Tan, söyleşisinde Bağdat örneğini vererek Diyarbakır’da hayatın devam ettiğinin altını çizdi, zaten biz de kendisinin tavsiyesine uyarak söyleşi sonrası Diyarbakır'da zenginlerin oturduğu semtinde kısa bir tur yaptık, çevreyi gözlemledik.




Altan Tan :

Kürt sorunu içsel bir sorundur, kimlik sorunudur!



Kürt sorunun dışarıdan kışkırtıldığı ve ekonomik bir sorun olduğu söylendi hep, bunun içsel bir sebebi olduğu asla kabul edilmedi.

Türkiye Osmanlı zamanında çok dilli ve dinli bir topluluktu. Cumhuriyet geldiğinde İslâm hukukunun kalkmasına itiraz edildiği gibi tek dile de itiraz edildi, fakat İslamî kesim dil itiraz ve taleplerini görmek istemedi. Ali Bulaç bunu az da olsa yazan İslamcılardan biridir. Örneğin Fethullah Gülen hareketi bu sorunu görmezlikten geldi.



Refah'a oy veren kadınların %60’ı başörtülüyken, DTP’te oy veren kadınların %83’ü örtülü... Türkiye’nin ana gövdesi İslami gövdedir ve eğer bu kesim Kürt sorununu görmezse kimse görmez.

Kürtler DTP dışındaki partilerde temsil göremiyor. AKP’deki Kürt vekillere ‘sus’ diyince susuyorlar. İslami Kürt hareketi olarak Hizbullah ve Zehra var.



Mart’ta ABD Irak’tan çekiliyor ve Türkiye’yi bölgeni muhtarı olarak bırakmak istiyor. Barzani’nin petrolünü Aydın Doğan çıkarıyor.

Kürt halkının çoğu birlikte yaşamdan yana; Suriye’den gelen Kürtler Kürtlerin Türkiyede başarmış olduklarını görünce hayrete düşüyor çünkü kendilerinin Suriye’de nufus kağıtları bile yok. Kürtler ve Müslümanların varlığı bazı kesimlere ulus devletin inkarı gibi geliyor.
AKP Kürt ve Müslüman hakları konusunda bir bedel ödemek istemiyor ve seçmenlere sürekli ‘bekle’ diyor. İhtiyaç olduğumuz şey bu kavgayı sürdürebilecek bir lider.



Haklar, jargonu değiştirip söyleyince elde edilmiyor; mesele kendi terimleriyle ifade edilmeli, Kürt ve başörtü sorunu bu açıdan aynı.

Müslüman entelektüellerinden bugüne kadar yapmadıkları bir şeyi bekliyoruz; İslam hukukuna göre Kürt sorununa bir açıklık getirsinler; bunu liberalizmle değil, İslami dille anlatmalarını bekliyoruz.








Bölgede görüşlerini dinlediğimiz bir başka kanaat önderi de Mardin'deki Süryani Metropoliti Mor(*) Filuksinos Saliba Özmen'di. Oxford mezunu olan Metropolit bölgenin yüzyıllardır yerlisi olan süryanilerin hiçbir zaman azınlık hakkı peşinde koşmadıklarını açıkladı.





Saliba Özmen :

Azınlık hakkı değil vatandaş hakkı istiyoruz!



Lozan anlaşması sırasında dönemin Metropoliti Süraynilerin azınlık hakkı istemediklerini açıklamıştır; böylece, bizlerin Rumlar, Museviler ve Ermeniler gibi azınlık okulları olmamıştır. Zaten Süryani Cemaati yüzyıllardır siyasete uzak durmuş bir cemaattir, dış devletlerin kontrolüne girmemiştir.

Din adamı yetiştirme noktasında bazı sıkıntılarımız oldu, son yıllarda süryaniler de bölgedeki diğer halklar gibi yoğun olarak göç ettiler. Bir kaç aile son yıllarda Mardin’e geri döndü, ama genelde göç batıya, İstanbul ve Avrupa'ya doğru.

Son dönemdeki gelişmelerden çok memnunuz; Suriye ile vizenin kalkmış olması oradaki akrabalarımız ve halen Şam'da bulunan Patriklik Merkezimiz'i ziyaret bakımından çok önemli ve olumlu.



(*) Mor : Süryanilerin Aziz / Saint anlamına kullandıkları lakap.
 
10/17/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği