Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English Site




 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 26 kişi
Toplam: 1091809 ziyaretci

Anasayfaya dön
Ekrem Dumanlı :
.
"Müslümanlar medya konusunda üstlerine düşeni yapmıyorlar"
 







___Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bal
___Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim tairim
___İntiha tavk-ı esaretten girandır boynuma;
___Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.


_________________________________
Tevfik Fikret



Dolmabahçe Saat Kulesi,
İstanbul

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı'nın "onur konuğu" olarak
teşrif ettikleri BURA İstanbul İftarı Boğaziçililerin biraraya geldikleri
görkemli bir buluşma oldu.




BURA
Derneğimizin TSYD Levent Te'sisleri'nde yapılan geleneksel iftarı’na "onur konuğu" olarak Ekrem Dumanlı, İstanbul Milletvekili ve kurucu üyemiz Lokman Ayva, Bosna-Hersek Diyaneti Türkiye emsilcisi Mirsad Kalyciç, İTO yönetim kurulu üyesi İsrafil Kuralay, BÜ

öğrencileri, mezunlarımız ve eşleri katıldı.

7. BURA İstanbul İftarı'nda konuşan Ekrem Dumanlı, müslümanların medyaya gereken önemi vermediklerini, medya alanında çalışacak gençlerin önünü açmadıklarını


vurgularken, BURA yönetim kurulu başkanı Osman Eroğlu dernek faaliyetlerinin bir muhasebesini yaparak, derneğimizi bugünlere taşıyan üyelerimize teşekkür etti ve Boğaziçilileri dernek bünyesinde katılımcılığı arttırmaya çağırdı.

İftarımızda Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini temsilen konuşan 4. sınıf öğrencisi Habib Saçmalı, bir mezun derneği olan BURA’nın aynı zamanda halihazırda üniversitede okumakta olan öğrencilerle de ilgileniyor olmasının kuşakların birbiriyle tanışması ve bu sayede güçlü bir geleneğin kurulması açısından çok önemli olduğunu söyledi.


















































_____Başkan Osman Eroğlu :


____”Bu derneğe sahip çıkmak

____.hepimizin görevidir!”








İftarımızın açış konuşmasını yapan konuşan BURA Yönetim Kurulu Başkanı Osman Eroğlu, Yönetim kurullarında yer almış komisyon toplantılarında bulunmuş, herhangi bir organizasyonumuzda görev almış, katkıda bulunmuş şu anda aranızda yer almakta bulunan arkadaşlarımızın kardeşlerimizin geceler günler boyu uğraşları çabaları, alın teri, emeği ,maddi ve manevi katkıları ile BURA'nın bugünlere ulaştığının altını çizdi.


Osman Eroğlu "Sizlerin her türlü desteğine ihtiyacımız var. Eğer bu çıtayı yükseltecek isek ve bayrağı taşımayı sürdürecek isek bu ancak sizlerle, sizlerin katkısıyla olabilir" dedi.



BURA

BURA Yönetim Kurulu Başkanı Osman Eroğlu, hazirunu selamladığı ve katılımlarından dolayı teşekkür ederek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü : Yaz gecelerini yaratan Rabbimize hamdolsun; ne rüzgarı üşütür, ne sıcağı bunaltır. İşte yine böyle bir yaz akşamı Derneğimizin artık geleneksel hale gelmiş olan İftarımızda sizlerle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Derneğimizin kuruluşunu takiben düzenlediğimiz ilk iftardan sonra düzenlediğimiz her iftar bizim için geride bıraktığımız yılın bir finali gibi görünüyor. Geçen zaman içinde yapabildiğimiz etkinliklerin ve organizasyonlarımızın doruk noktası ve killit taşı olarak gördüğümüz bu iftarların 7.si olan bugünde siz değerli misafirlerimizi ağırlamış olmanın haklı memnuniyetini yaşıyoruz.

“Diğer insanlarla beraber ortak bir yaşamı paylaşmanın insanın doğasında olduğu” Aristonun bir söylemi olarak bilinir. Hepimizin bildiği üzere yüce İslam, Müslüman`ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. 

Bir hadisi şerifte, İbni Ömer (R.a) anlatıyor, "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı." ve yine Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah)'tan rivayet edilen başka bir hadiste, "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."

Bu hadislerden yola çıkarak şunu iyi bilmemiz gerekmektedir; Tabi ki fert olarak her müslüman yapabileceklerini yapmalıdır. Neyi nasıl yapacağını bilmek için öğrenmek, öğrenmek için okumak ve dinlemek, bunun için de müslümanlar olarak biraraya gelip çalışmak ve dayanışmak gerekir. Fertler bu birliklerin üyesi olmaya bakmalıdırlar. 

Kampüste geçirdiğimiz yıllar, hayatımızın en önemli, en derin iz bırakan dönemlerinden biri olmuştur. Ancak üniversite yıllarında kurulan birliktelikler ve paylaşılan dostluklar, iş dünyasının insanı kuşatan hareketliliği ve karmaşası içinde, giderek zayıflıyor, yıpranıyor. Vaktiyle yakın olduğumuz, acısıyla tatlısıyla birçok hatırayı paylaştığımız arkadaşlarımızın, üniversite sonrasında nerede ve ne yaptığından bile haberdar olamıyoruz. Dar grup ilişkileri düzleminde korumaya çalıştığımız birlikteliklerimizi sürdürürken, özellikle İstanbul gibi birçoğumuzu kendine hapseden büyük bir metropolde, birçok engelle karşılaşmaktayız. Bu eksikliği gidermek; birlikteliğimizi yeniden tesis etmek, tanışıklıkları pekiştirmek, merhamet, sevgi ve şefkat ekseninde kendi aramızda yeniden, çok daha güçlü bir ünsiyet oluşturmak gayesi ile tam 6 yıl önce bir dernek çatısı altında faaliyetlerimize başladık.

Kurulduğu günden bu yana Derneğimiz, üyelerin ve ailelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel problemleri ile ilgilenmeyi, üyeler arasında ünsiyet tesis etmeyi, güzel ahlakla ahlaklanmayı ve bu münasebetle iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk olmayı amaç edinmiştir.

Geriye dönüp baktığımızda çabalarımızın boşa gitmediği bir gerçektir. Yönetim kurullarında yer almış komisyon toplantılarında bulunmuş, herhangi bir organizasyonumuzda görev almış, katkıda bulunmuş şu anda aranızda yer almakta bulunan arkadaşlarımızın kardeşlerimizin geceler günler boyu uğraşları çabaları, alın teri, emeği ,maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır. Allah onlardan razı olsun.

Bugüne kadar yapılanları tek tek saymaya kalkarsak yada sadece konu başlıkları ile saymaya kalksak herhalde 10 larca yüzlerce faliyet sayılabilir. Peki yapılanlar yeterlimidir, ölçecek isek neyle , kıyas yapılacak ise neyle kıyaslanabilecektir.

Aslında kısacası yukarıda saydığım niyetle yola çıkmış bir grubun bugün geldiği nokta, geçen yıllar içerisinde yapılan

organizasyonlar ve katettiğimiz yol geriye bakıldığında yeterli görülebilir.

Peki neyi fazla yapıyoruz neyi eksik yapıyoruz. Bu çok mudur az mıdır, manen veya madden israfta mıyız sorusunun cevabını nerden bileceğiz. Peki bu bir yarış mıdır? Bu bir yarıştır : İyilik ve hayırda yarışmak, Kur’ân-ı Kerîm’in en çok üzerinde durduğu konuların başında gelmektedir.

Bugün BURA’nın başkanı olarak şunu çok açık ve seçik bir biçimde söylemem gerekiyor ; bizim için önemli olan başka kurumlar, kişiler ile ilgili bir yarış değildir. Kendimizi birilerine hoş göstermek hiç değildir. Bizim için aslolan yaptığımız işte bir hayır aramaktan ötesi değildir onu bilmektir. Bizim yaptığımız , “…İyi ve güzel işlerde birbirinizle yarışın...” ayetlerindeki allahın tavsiyesine uymaktır,
Size bu kürsüden yapabileceğim yegane çağrı ancak ve ancak şudur: Her biri kendine has meziyetlerle donanmış siz değerli arkadaşlarımızı BURA çatısı altında biraraya gelerek hayırda bize yardım etmeye , bizleri yönlendirmeye , uyarmaya davet ediyoruz.

Sizlerin her türlü desteğine ihtiyacımız vardır. Eğer bu çıtayı yükseltecek isek ve bayrağı taşımayı sürdürecek isek bu ancak sizlerle, sizlerin katkısıyla olabilir. Bu destek kimi zamanda burda olduğunuz gibi aramızda olmanız ,kimi zaman bizleri sormanız kimi zamanda yük varsa omuzlamanız şeklinde olabilir.

Sonuç olarak bu dernek sizlerindir. Hepimizindir. Bizler sadece bu emaneti bayrağı bir sonraki arkadaşlara devredecek hizmetkarlarız. Bu derneği korumak, gözetmek, sahip çıkmak sizlerin ve bizlerin görevidir.

İyiliği emreden, birbirlerini ve diğer insanları kötülükten alıkoyan bir topluluk olmamız duasıyla. Rabbim cümlemizi iyilik ve güzellikleri yaygınlaştırmak için çaba sarf eden ihlaslı kullarından eylesin.

Derneğimiz adına Geleneksel 7. BURA İstanbul İftarı'na katılımınızdan dolayı tekrar teşekkür ederim. İmam-ı A’zam'ın şu meşhur sözü bizim için bir düsturdur: “Hayırda israf yoktur, israfta hayır yoktur.”
















































_____Ekrem Dumanlı :


____”Müslümanların,

____.medyadan şikayete hakları yok;

____.yapılması gerekenleri

____.yapmıyorlar!”





Geleneksel 7. BURA İstanbul İftarı'nın "onur konuğu" Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü
Ekrem Dumanlı konuşmasında İslam dünyasının medyaya karşı ilgisiz olduğunu belirtti.

Bu sebeple Yahudilerin medya hâkimiyeti konusunda Müslümanların şikâyet etmeye hakları olmadığını, Çağrı ve Ömer Muhtar filmlerinden başka, konulu eli yüzü düzgün bir İslami film çekilmediğini, sadece bu filmlerle çocuklarımızı oyalamanın mümkün olmadığını vurguladı.


BURA

Ekrem Dumanlı medyanın dünyada oynadığı rolün önemine değindiği konuşmasında, kişisel deneyimlerine dayanarak müslümanların medya konusuna nasıl duyarsız kaldıklarını örnekledi.

Kendisinin 1997-2001 yıllarında master yaptığı Boston Emerson College'de hayretle bir mescit olmadığını tespit ettiğini, halbuki 3 kişinin başvurusuyla kolaylıkla bir mescit açılmasının mümkün olduğuna değinen Dumanlı, 100 bini aşkın Müslüman ve Arap öğrencinin yaşadığı Boston da Müslüman gençlerin işletme ve mühendislik okumayı tercih ettiklerini, İslam dünyasının medyaya karşı ilgisiz olduğunu belirtti.
 
Bu sebeple Yahudilerin medya hâkimiyeti konusunda Müslümanların şikâyet etmeye hakları olmadığını, 1976 yılında çekilen Çağrı ve 80 lerde çevrilen Ömer Muhtar filmlerinden başka İslami konulu eli yüzü düzgün bir İslami film olmadığını, kendi nesillerinin her her seyredişte duygulandırmasına rağmen sadece bu filmlerle çocuklarımızı oyalamanın mümkün olmadığını vurguladı.
 
"Son Duruşma" isimli oyun kitabını Devlet Tiyatroları'na, yine DT'daki bir arkadaşının ısraryla göndermesine rağmen bir defa bile sahnelenmediğini, savsaklandığını söyleyen Ekrem Dumanlı, Nazım Hikmet'in aynı anda 4 oyunun Devlet Tiyatroları'nda sahne aldığının altını çizdi. Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak isimli tiyatrosunun sezon sonunda ancak birkaç hafta, yasak savma kabilinden, sahnelendiğine değinen Dumanlı, kültürün derin bir şekilde politize edildiği bu ortamda sanat ve edebiyatın gelişmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Müslümanları, kültür, sanat ve madya konularına gereken önemi vermediklerini ve sahalarda insan yetiştirmediklerini vurgulayan Ekrem Dumanlı, Boğaziçililere bu sahalarda yer almaya davet etti.

BURA'dan gelen iftar davetini hiç tereddütsüz kabul etmesinin en önemli nedeninin geçen sene başında Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan olaylar ve Boğaziçililerin buna gösterdikleri demokratik tepki olduğuna değinen Ekrem Dumanlı, "Demokratik geleneğiyle zirveleşen bir okulun teklifini geri çevirmemem lazım" diye düşündüğünü belirtti. Geçen sene Boğaziçi'de yaşanan olayları yakından takip ettiğini açıklayan Ekrem Dumanlı, açığıyla, kapalısyla, sağcısı, solcusuyla öğrencilerin bu haksız karar karşısında kenetlenerek kampüse beraber girmeleri, toplumsal tepkinin ortak refleks olarak gerçekleşmesinin kendisini çok etkilediğini belirtti.

Ekrem Dumanlı, Boğaziçililerin kim olduklarını çok merak

etmesinin kendisini bu iftara getirdiğini açıkladı ve gördüğü manzaradan, duyduğu mutluluğu ifade ederek, "Boğaziçi modeli"nden çok etkilendiğini söyledi.

Konuşmanın soru-cevap bölümünde Demokratik Açılım"la ilgili bir soruyu yanıtlayan Ekrem Dumanlı, Hükümetin demokratik açılımının sadece doğu meselesi ile ilgili olmadığı, içi ve dış politikada Ermeni meselesi, Alevi meselesi, özgürlüklerin geliştirilmesi gibi pek çok konudan biri olduğu ve zorlu bir süreci öngördüğünü ifade etti.

Ekrem Dumanlı, "Demokratik Açılım"ı hükümete tuzak kurmak şeklinde düşünenler hata ettiklerini belirterek bu ülkenin sorunlarını yine bu ülkenin insanları çözecek şeklinde konuştu.


















































_____Habib Saçmalı :


____”BURA, Boğaziçi'de

____.güçlü bir geleneği temsil ediyor!”







Geleneksel 7. BURA İstanbul İftarı'nda öğrenciler adına söz alan SOC/POLS 4. sınıf öğrencisi Habib Saçmalı, bir mezun derneği olan BURA’nın aynı zamanda halihazırda üniversitede okumakta olan öğrencilerle de ilgileniyor olmasının kuşakların birbiriyle tanışması ve bu sayede güçlü bir geleneğin kurulması açısından çok önemli olduğunu vurguladı.


BURA

Boğaziçi Üniversitesi 4. sınıf öğrencisi Habib Saçmalı konuşmasını şöyle sürdürdü :Ortak paydası belli hassasiyetleri taşıyan boğaziçi üniversiteliler olmak olan bizlerin böyle güzel bir mekanda, böyle bir kalabalıkla iftar yapması gerçekten çok memnuniyet verici. Bir mezun derneği olan BURA’nın aynı zamanda biz halihazırda üniversitede okumakta olan öğrencilerle de ilgileniyor olmasının kuşakların birbiriyle tanışması ve bu sayede güçlü bir geleneğin kurulması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bugün ülkemizde pek çok önemli yerlere gelmiş mezun abi ve ablalarımızın böyle vesilelerle bize bir “abi abla” yakınlığında olması bizleri gelecek adına umutlandırıyor ve gayretlendiriyor.

Burada bu güzel iftar vaktinde toplanmış olan bizlerin bir ruhu temsil ettiğini ve bu iftarın bu ruhun müşahhaslaştığı alanlardan bir alan olduğunu düşünüyorum. Bu ruh kuzey kampüsten güneye inerken birbirimizle karşılaştığımızda verdiğimiz selamlarda da tecessüm ediyor; iki kampüsün ortasındaki camimizde omuz omuza kıldığımız namazlarda da. Hakikatte müslümanın bayramı olan, ve Boğaziçi'de kendisini bir başka bulan Cuma namazlarının ardındaki o şen tebrikleşmeler bize hep aynı şeyi anlatıyor, söylüyor. Beraber gidilen Batı Trakya ve Balkan gezileri, Endülüs, Kıbrıs, Mısır, Suriye seyahatleri her adımlarında bu ruhu canlandırıyorlar.

Yine aynı ruh Filistin deyince sadece dualarını göndermiyor kardeşlerine, Boğaziçi’nde bir yardım eli olup, bu eli diğer üniversitelerdeki ellerle birleştirip Filistin’e uzanıyor. Uzun senelerden beri devam eden dönemlik öğrenci kahvaltıları da bu ruhun dönemden döneme, seneden seneye nasıl da taşındığını gösteriyor bize. Bu ruh yaşadığımız mekanda Boğaziçi Üniversitesi’nde bizi yoğuruyor, şekillendiriyor ve bizi biz yapıyor. Buna mukabil, herbirimizin ferd ferd bu mekandaki varlığıyla da o hayat buluyor.

Bu sebeple, bugün bu ruhu yaşatmanın başta Boğaziçi Üniversitesi'nde okuyan biz öğrencilerin ve mezun abi ve ablalarımızın en asli vaziflerinden biri olduğuna inanıyorum. Kubbede hoş bir sada bırakma derdinde olmazsak, maalesef ardımızda mahzun sessiz kubbeler kalıyor. 1. Sınıfta iken Faruk Birtek hocadan aldığımız tarihsel sosyoloji dersinde Hoca Fatih’ten yıkılışa kadar Osmanlı’yı özellikle kurulan kurumlar çerçevesinde sosyolojik açıdan ele alıyordu. O derste hocanın Fatih Sultan Mehmed’in yaptıkları ile ilgili vurguladığı iki hususun bugün bizim için de gayet ehemmiyetli olduğunu düşünüyorum. Kurmak ve devamlılığı sağlamak. Hoca Fatih Sultan Mehmed’in başarısının İstanbul’u almaktan çok, İstanbul’u

aldıktan sonra devlet içerisinde devamlılığını sağlayabilecek güçlü bir sistem kurması olduğunu anlatmıştı.

Bugünkü iftarın bu manada bize bir şeyler söylediğini düşünüyorum. Böyle geniş çaplı bir iftar yapmayı düşünen, daha sonra bunun adım adım hazırlığında bulunan özellikle mezun abi ve ablalarımız aslında bu iftarı ne bu sene planladılar, ne de derneğin kuruluş yılı olan 2003 senesinde. Bu iftar daha onlar öğrenciyken, okul yurtlarında kendi aralarında yaptıkları sahurlarda iftarlarda düşünüldü, hazırlandı ve o zamanlardan başlatıldı. Şuna eminim ki onların iftarları da daha evvel düşünülmüş ve hazırlanmıştı. Büyük bir memnuniyetle söylüyorum, bugün de öğrenci olan bizler aynı iftar ve sahur sofralarını kuruyor, aynı şeyleri düşünüyor, aynı şeyleri konuşuyoruz. İnşallah birlikteliğimizle hayat bulan bu güzel ruh, ebeden bizlere daha nice bereketli iftar ve sahur sofraları kurar.

İftarla ilgili işin esas olarak içtimai tarafıyla ilgili bu önemli hususla beraber bir de ferd planında hepimizin idrak ettiği, etmeye çalıştığı iftarlardan söz etmek lazım zannediyorum.

Ramazan ayı’nın belki de en kritik vaktidir iftar vakti... Ramazan’a girilince o zamana kadar sürdürdüğümüz hayatı büyük ölçüde değiştirip, aslında hep aynı dönen günü daha farklı yaşarız. İftarlar bu farklılığın merkezinde durur, neredeyse bütün bir günü o vakte göre ayarlar öyle tanzim ederiz. Böyle ehemmiyet verdiğimiz vakit girince o vakti Ramazan’ın ruhuna uygun bir şekilde idrak etmeye çalışır, her seferinde daha derinden duymak isteriz. İftarlar bizim için gayet kıymetli hatırlama ve tefekkür vakitleri olurlar. Bir lokma ekmeğe bir ömür muhtaç yaşayan insanları, maddi durumu iyi olup da sıhhati yerinde olmadığı için bu nimetlerden bizim gibi istifade edemeyen hastaları mağdurları düşünürüz. Ki bu düşüncemiz sadece fikirde kalmaz, Ramazan’ın toplumda bir yardımlaşma ve paylaşma ayı olmasına vesile olur. Zannediyorum bu tefekkürü biraz daha ötelere götürür, dünyanın da dışına çıkarsak başka ihsanları da olacaktır Allah’ın. Allah-u Teala, inananlar cennete girerken onlara “sabretmenize karşılık size selam olsun” deneceğini söylüyor Kur’an-ı Kerim’de. Bizlerde bir misal olarak düşünürsek, her iftarda bir günlük sabrın karşılığında elhamdülillah deyip, dünyalık bir selamete erişiyoruz. Bu selamet ahiret yurdundaki selamet düşünülünce başka bir mana ve derinlik kazanıyor ve kendi kendimize sorduruyor: Bir günlük oruç sabrına bedel, bir ömürlük dünyaya ve nefse karşı sabredip selamete ve felaha erenlerden mi olacağız, yoksa Allah muhafaza nefis ve masiyete kurban gidip hüsrana uğrayanlardan mı? Allah bizleri inşallah kendisinden gerektiği gibi korkan, hakkıyla kulluğunu eda etmeye çalışan, ve hep O’na götüren tefekkür sahralarında gezen kullarından eylesin. İftarımız hayırlı, Ramazan’ımız mübarek olsun.






KARAGÖZ________





İftar sonrası minikler için

Karagöz gösterisi yapıldı.



Yavrularımız gösteriyi

merak ve hayranlıkla izlediler.











________________________________________________




Sayın Ekrem Dumanlı Geleneksel 7. BURA İstanbul İftarı'na ait izlenimlerini

Zaman Gazetesi'ndeki köşesinde kaleme aldı, tıklayınız :

Boğaziçi modeli / Ekrem Dumanlı


 
9/15/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği