Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English Site




 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 18 kişi
Toplam: 1091782 ziyaretci

Anasayfaya dön
Doğu Türkistan in İslamlaşması
 










"Politesit din ve felsefelerin kıskacında olan Türkler ancak İslam ile temas edince rahat bir nefes alabilmiş ve bu dini kabul edip onun hizmetkârı ve savunucusu olmuşlardır".


Buraya 1

rta Asya; güneyde Himalayalar, kuzeyde Sayan Dağları ve Baykal Gölü etrafındaki dağlar, batıda Hazar Denizi ile doğuda Büyük Kingan dağları arasında kalan geniş bir sahadır. Asya’nın bu kısmında Türk unsurlar hâkim olduğu için Orta Asya topraklarına geniş anlamda “Türkistan” denmektedir. Böyle bir adlandırmada, Orta Asya’nın Altay Dağları arasındaki dağlık alanın doğusu Doğu Türkistan’ı, batısı Batı Türkistan’ı meydana getirmektedir.

Uzun tarihi boyunca Doğu Türkistan, İç ve Orta Asya’da kurulmuş olan Türk imparatorluklarının ve Hanlıklarının merkezi veya asıl unsurunu teşkil eden “Feodal Krallıklar” olarak var olmuştur.

M.Ö 8–3 yüzyıllarda İskitlere, M.Ö 300- M.S 93 yıllarında Hunlara, 522–744 döneminde Göktürklere, 744–840 yıllarında Uygur Devletine, 751–870 Karluk-Karahanlı İmparatorluğuna bu topraklar merkez olmuştur.

Doğu Türkistan topraklarında Türk kültürünün en zengin hazinelerini ve eski Türklerin yerleşik kültürde oluşturdukları büyük medeniyetin izlerini bulmak mümkündür.



Uygurlar 840 yılındaki Kırgız baskınından sonra Doğu Türkistan’a gelmişler ve Turfan, Kaşgar, Hoten, Yarkent, Aksu, Kuça, Beşbalık gibi merkezlerde yerleşik hayata geçmişlerdir. Bugün de Doğu Türkistan’daki en büyük nüfuslu Türk topluluğunu oluşturan Uygurlar bu bölgede zamanın en ileri medeniyetini yaratmışlardır. Kâğıt üretmeyi bilen Uygurlar, kâğıttan peçete ve tuvalet kâğıdı bile yapmaktaydılar. Gelişmiş bir matbaa sistemi kullanan Uygurlar döneminde Orta Asya’da Uygur alfabesi yaygınlaşmıştır.

Genellikle Tarım havzası, Turfan ve Kumul çevresine yerleşmişlerdir. Bu insanlar için tarihi kaynaklarda Türk adı hariç başka soy ya da kabile adı geçmemektedir. Sadece Divan-ı Lügati't Türk’te Hakanî Türkleri adıyla anılırlar. Şu an kullandığımız Uygur adına gelince de bu ad tamamen Rusların sunî olarak taktıkları bir isimdir. 9. asırda Karabalasagun’da hanlıkları yıkılan Uygurların bir kısmı Kumul, Urumçi, Turfan ve Lop bölgelerine göçerek buradaki Türkleri kendilerine katarak bir devlet kurmuşlar ve 14. asra kadar Uygur olarak anılmışlardır. Fakat Doğu Türkistan hükümdarı Hızır Hoca Han ile Aksak Timur arasındaki savaş yıllarında Timur’dan yana olmuşlar ve Hızır Hoca Han’a karşı sürekli isyan etmişlerdir. Bu yüzden Hızır Hoca Han 1397’de Uygurları ülke içine dağıtıp asimile etmiştir.

Kısacası Uygur boyu inkırâza uğramıştır. O tarihten sonra da Lop’taki Sarı Uygurlar dışında


Uygur adı taşıyan başka bir millet yoktur. Onlar da 1662’de Kansu’ya göçmüşlerdir. Bu bilgilerden hareket ederek Uygur adının burada yaşayan Müslüman Türklerin genel adı olduğunu düşünebiliriz.



slamiyet’in Doğu Türkistan’a gelişiyle ilgili olarak tarihçilerin öne sürdükleri muhtelif görüşleri üç ana başlık altında toplamak mümkündür:

1- Peygamber efendimizin Hicreti esnasında bütün dünyaya dini anlatmak için yolladığı Eshab-ı Kiramlarından Vahab bin Raşe’nin Çin’e gelmesi ve İmparatorun izniyle dini yaymaya başlaması ve bunun Doğu Türkistan’daki tesirleri.

2- Emevilerin saltanatı döneminde bir düşman gibi görülen Hz. Ali’nin yakınları ve taraftarlarının mevcut yönetimin zulüm ve hakaretlerine dayanamayıp Türkistan’a hicret etmeleri.


3- Çin İmparatorunun ayaklanmaları bastırmak amacıyla 756’da Bağdat’taki Abbasi Emiri Ebu Cafer Mansur Abbas’tan yardım talebinde bulunması ve bunun üzerine emirin gelen heyetle birlikte 5000 kadar askeri Çin’e yollamaları ve bu askerlerin bir kısmının geri dönmeyerek Çin’e yerleşmeleri.

Politesit din ve felsefelerin kıskacında olan Türkler ancak İslam ile temas edince rahat bir nefes alabilmiş ve bu dini kabul edip onun hizmetkârı ve savunucusu olmuşlardır.



Yabancı bazı yazarlar, yüzyıllardır Müslüman Türklerin vatanı olan bu yerlerin siyasi durumlarını bahane ederek Batı Türkistan’a Rus Türkistan’ı dedikleri gibi bugün de Doğu Türkistan’a Çin Türkistan’ı demektedirler. Esasında Çin Türkistan’ı şeklinde bir adlandırmaya gidenlerin maksadı buranın bir Müslüman Türk yurdu olduğunu unutturmaktır.

nutturulmak istenen bu Müslüman Türk yurdu bir çırpıda kazanılmadığı, bir çırpıda İslamlaşmadığı, Türkleşmediği gibi bir çırpıda da unutturulamayacaktır.

____________Murat Elmalı (TKL '95)



_______________________________________________



BURA heyetinin Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği'ne
yaptığı taziye ziyaretinin haberi için tıklayınız :

Dr. Alimcan Ataullah : Doğu Türkistan'daki zulüm artık gizlenemez!



Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği
(Şarkî Türkistan Maarip ve Hemkârlık Cemiyeti)
web sayfasına ulaşmak için tıklayınız :

www.maarip.org
 
8/22/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği