Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English

 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 15 kişi
Toplam: 1095016 ziyaretci

Anasayfaya dön
Suriye; iki adım ötesi... -1- [Ziyaretler, Malula ve Şam]
 
















2006 Nisanındaki ilk Suriye gezimizin ardından, bu sene yine Şam, Hama, Halep ve Humus'u kapsayan gezimizde BURA olarak, ikinci kez Suriye'ye gittik.



İki adım ötemizdeki Suriye'de, din, ortak geçmiş, ve kültürün bizleri nasıl birbirimize bağladığını bir kez daha gördük. Tek millet olduğumuzu bir kere daha idrak ettik.




YOLCULUK



Antakya


Gezimizin ilk etabı, akşama doğru vardığımız sınır ilimiz Hatay idi. Üç sene önceki Suriye gezimize Halep'ten başlayıp en son Şam'ı ziyaret etmiştik; bu kez turumuz diğer yönde yapıp önce Şam'a, daha sonra Humus, Hama ve Halep'e gittik.



Uçağımızdan indikten sonra medeniyetler beşiği, değişik din ve mezheplere ev sahipliği yapmış olan şehir merkezi Antakya’ya doğru yol aldık.



Habib-i Neccar Camii



Antakya'da, Kur’an’da da zikredilen Habib-i Neccar’ın adına yapılmış olan camiyi gördük.


Habib-i Neccar Camii


Ekibimiz Habib-i Neccar kıssası ve adına yapılan cami hakkında bilgi alırken




Sultan Sofrası


Hatay’a gelip de meşhur Hatay mutfağını tecrübe etmemek olmazdı. Biz de akşam yemeğimiz için Sultan Sofrası’na gittik, zengin bir menü bizi bekliyordu.



Veee yemek hazır… Antakya’nın zenginliği yemeklerine de yansımıştı.





Baharatın yemeklerde cömertçe kullanıldığı gecede humus, yoğurt aşı, oruk, aşur ve künefe soframıza konuk oldu. Biz de test edip onayladık :)



Sultan Sofrası’ndan çıktıktan sonra, Asi Nehri boyunca ilerledik ve sonra da çay kahve molası verdik. Havadan rahmet yağmaya başlamıştı.



Göğün suları Asi Nehri’nin sularına kavuşurken aynı şekilde biz Türkiye’den gelenler de Suriye’ye kavuşmayı istiyorduk





Suriye Sınırı


Vakit gece yarısı olduğunda biz de Suriye'ye kavuşmanın sevinciyle sınırda yerimizi almıştık. Türkiye tarafındaki Cilvegözü sınır kapısından çıkıp Bab el Hawa sınır kapısından Suriye’ye giriş yaptık.


Bab el Hawa kapısı

Beklenen an gelip çatmıştı: Ver elini Suriye






ZİYARETLER


Her BURA gezisinde olduğu gibi, Büyükelçilik ve STK ziyaretleri, Suriye gezimizin de bir bölümünü oluşturdu.


TC Şam Büyükelçiliği



BURA Başkan Yardımcısı Ahmet Türkoğlu'nun başkanlığındaki heyetimiz TC Şam Büyükelçisi'ni ziyaret ederek hem derneğimizi tanıttı, hem de Suriye'deki gelişmelerle ilgili Sayın Büyükelçiden bilgiler aldı.


BURA YK üyesi Erkan Karabekmez, Büyükelçi Yaşar Halit Çevik ve Başkan y. Ahmet Türkoğlu

Görüşmede özellikle Türk ve Suriye üniversitelerinin denklik sorunları üzerinde duruldu.



Türk-Arap Kültürünü İhya Derneği


Şam'da ilk görüştüğümüz kişilerden biri de İDSB (İslam Dünyası STKlar Birliği) üyesi Türk-Arap Kültürünü İhya Derneği yönetim kurulu üyesi Muhammed Naim Akbıyık ve İşçi Birliği (İttihad ül-Amal Dımeşk) başkanı Cemal El Kadri'ydi.




Muhammed Naim Akbıyık ve Cemal El Kadri ile çay sohbetinde




Arap Yazarlar Birliği

(İttihad ül-Küttâb il-Arabî)



Şam'da Arap Yazarlar Birliği Başkanı Hüseyin Cuma ve birliğin yönetim kurulu üyeleri ile görüştük.




Üyelerinin tamamı arap yazar, şair ve edebiyetçılardan oluşan Arap Yazarlar Birliği Arap Dünyası'nda çok ilgi gören akademik çalışmalar yapıyor, çağdaş Arap yazarlarının eserlerini yayınlıyor.






Halep Üniversitesi

Türkoloji Bölümü



Halep şehrinde yeni kurulan Halep Üniversitesi Türkoloji Bölümü’ne bir ziyaret gerçekleştirip mevcut gidişat hakkında bilgi aldık.



Halep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi girişi


Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Ahmed Kutub ile yaptığımız görüşmede bölümün durumu hakkında bilgilendirildik. Kurulalı henüz 4 yıl olan bölümün daha kaliteli eğitim verebilmek için kaliteli hocalara ve ek Türkçe dersleri açmaya ihtiyaç duyduğunu, bu eksikliklerini gidermek için de ülkemizdeki bazı üniversitelerle temasta olduğunu öğrendik.



Eğer yeterli desteği bulamazlarsa bölüme öğrenci alımını durdurabileceklerine söylemeleri ise durumun ciddiyetini gösterdi.


Dekan Ahmed Kutub ve bölüm hocalarıyla


Halep Türkoloji'nin Türkçe eserlerden oluşan kütüphanesinde

Toplantıdan sonra Türkçe dersi yapılan bir sınıfa davet edildik. Kendimizi ve okulumuzu tanıttıktan sonra öğrencilerle kaynaşmamız uzun sürmedi.


Ahmet Türkoğlu Türkçe dersliğinde öğrencilere bir konuşma yaptı


Türk dizilerinin Suriye’de de yayınlandığını gören grubumuzdan bir arkadaşımız, dizilerde gösterilenlerin akla Türkiye hakkında yanıltıcı fikirler sokabileceği ve ülkemizin gerçeklerini doğru bir şekilde yansıtmadığı konusunda onları uyardı.





Bölüm öğrencileri bizim için bir etkinlik hazırlamışlardı. Öğrencilerin bize sundukları müzik ve şiir dinletisi çok hoştu ve unutulmaz bir Halep anısı olarak zihinlerimizde yerini aldı.



Suriye’de bir sınıf düşünün ki içinde bağlama çalınır, Sezai Karakoç dillendirilir, Necip Fazıl’dan Kaldırımlar, Atilla İlhan’dan da Ben Sana Mecburum şiiri okunur, Gesi Bağları ve Mihriban türküleri söylenilir…


Öğrencilerden biri bize bağlama çaldı


Akşam, Halep Türkoloji'nin hocalarıyla yemekte







MA'LULA



Suriye topraklarındaki ilk durağımız Şam yolu üzerindeki Ma'lula köyü idi. Hz İsa’nın konuştuğu dil olan Aramicenin günümüzde halen konuşulduğu 3 köyden birinin Malula olduğunu öğrendik. Sabahın erken saatlerinde vardığımız bu köyde serin havanın da verdiği zindelikle keşfe çıktık.



Kayalıklara kurulu, kaya rengi Ma'lula köyü bizim Mardin’in ikizi adeta




Ma'lula’dan genel görünüşler



Saint Takla Manastırı köydeki Hristiyanların varlığına işaret ediyor. Köyün çoğu Hristiyan Araplardan oluşuyor. Az miktarda Müslüman da mevcut.



Haç, haç, heykel, haç…


Yarık Kayalar


İnanışlara göre Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem Yahudilerden kaçarken Malula’ya gelmişler, burada tam yakalanacakları esnada mucize eseri dağ yarılmış ve bir yol açılmış, böylece Yahudilerin elinden kurtulmuşlar.






Yarığın girişi, ekibimiz olay mahalline intikal etmişti…

Kaya yarığını büyük bir merakla gezmeye başladık



Kimileri de tırmanışa geçti ve azmedenler zafere ulaştı

Çok geçmeden orada yalnız olmadığımızı anladık, görünüşe göre birileri bizden önce davranmıştı



Kaya duvarında rastladığımız silikleşmiş yazılar





Ma'lula köyüne yaptığımız kısa geziden sonra otobüslerimize döndük. Hava yeni yeni ısınmaya başlarken biz de yönümüzü başkent Şam’a doğru çevirdik.






ŞAM-I ŞERİF









Damascus ve Dimeşk isimleriyle de bilinen Şam, Iraklı ve Filistinli mültecilerin de akınına uğrayınca nüfusu 5 milyonu geçmiş bir Ortadoğu metropolü.

Şam’ın en göze çarpan özelliklerinden biri de Bizans, Emevi, Abbasi ve Osmanlı kültürlerinden miras kalan zengin kültürel ve tarihi dokudur. Şam’a vardığımızda vakit öğleye geliyordu ve biz de bu dokuyu yerinde görmek için şehir gezimize hemen başladık.



Şam’daki trafik sorunu ciddi boyutlara ulaşmış durumda, bütün şeritler dolu


Hicaz Demiryolu


II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hicaz Demiryolu, Şam'dan da geçiyor ve istasyon binası şehrin tam merkezinde.



Hicaz Demiryolu Şam İstasyon Binası


Hicaz Demiryolundan yadigar bir lokomotif



Biz kendimizin Şam sokaklarında kaybolabilme ihtimalini sevdik


Muhyiddin-i Arabi Camii




Endülüslü büyük İslam bilgini Muhyiddin-i Arabî’nin Camii ve Türbesi, Şam’a hâkim Kasyun tepesinin eteklerinde bulunuyor.




Cami'nin bulunduğu sokakta


Muhyiddin-i Arabî’nin türbesi



Seyyide Zeyneb Türbesi



Peygamber efendimizin torunu Seyyide Zeyneb'in türbesini de ziyaret ettik.



Seyyide Zeyneb, Peygamber efendimizin torunu olup türbesi özellikle Şiilerin yoğun ilgisine uğruyor.



Türbenin kubbesinde yaklaşık 5 ton som altın kullanılmış.



Türbenin minaresi de üzerinde ayetler yazılı İran’dan getirilen çinilerle süslü


Seyyide Zeyneb'in yolunda...


Son cemaat mahalli



Türbe ziyaretçileri arasında Şiiler önemli yer tutuyor. Caminin ve türbenin yapımını da, bakımını da İran üslenmiş.





Hamidiye Çarşısı


Hamidiye Çarşısı, Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırılmış ve İstanbul’daki Kapalıçarşı’ya benziyor.

Şam’ın dünyaca ünlü sembollerinden biri olan 1 km uzunluğundaki bu çarşıda giyim eşyalarından incik boncuğa, gümüş eşyalardan çeşitli baharatlara ve kahveye dek hemen her şeyi bulmak mümkün.



Beşşar Esad’ın resmi Hamidiye Çarşısı’nın girişinde bizi karşılıyor



Çatısı metal kaplı olan çarşı kapalı bir koridor şeklinde yapılmış



Çarşının kıyafet satılan bölümü ve müşterileri



Çarşıda rastladığımız kahveciden alışveriş yapıp kahvelerinden denemek üzere biz de numune alıyoruz…



Metal tepsiler, çanaklar, palalar… _________Envai boy ve renkte tesbihler….



Çarşı bünyesinde bulunan Esad Paşa Hanı’nda heykel ve resimler sergileniyor



Çarşı ile Emeviye Camii birbirine bitişik vaziyette biz de çarşıdan camiye geçiyoruz.


Emeviye Camii





Emeviye Camii, Hamidiye Çarşısı’nın bitiminde karşımıza çıkıyor. Bizans döneminde kilise olarak inşa edilen bu yapı, İslam orduları Şam’ı fethedince camiye çevrilmiş ve Müslümanların ibadetine açılmış.

Camide ayrıca, Hz. Yahya Peygamberin kabri ile İmam Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm bulunmaktadır.



Emeviye Camii genel görünüm



Kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceği rivayet edilen "ak minare" bu camiye aittir.


Beyt'ül malin saklandığı kule




Caminin geniş bir avlusu bulunuyor ve burada ayakkabıyla dolaşmak yasak; Ayşe Şule ve Elif ise bu yasağın keyfini çıkarıyorlar



Öğle namazımızı Emeviye Camii’nde kılıyoruz



Bâbu’s Sâğîr Kabristanı




Bu kabristanda peygamber efendimizin ailesinden ve sahabelerden bazıları medfun.



İlk müezzinimiz Hz. Bilal-i Habeşi, âmâ sahabi Hz. Abdullah Bin Ümmi Mektum, ehli beytten Hz. Ümmü Gülsüm ve Hz. Sâkine bu kabristanda bulunanlar arasında.



Süleymaniye Külliyesi





Mimar Sinan tarafından 1554’te yapılan külliyede son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin ve hanedanın diğer üyelerinin kabirleri de bulunuyor.


Sultan Vahidedddin'in kabri



Son padişah Vahdeddin’in kabrini ziyaret edip ruhuna bir Fatiha da biz okuyoruz.

İtalya’nın San Remo şehrinde 1926 yılında vefat eden, “Beni Müslüman bir ülkeye gömün” diye vasiyet eden, borçlarından dolayı cesedine haciz konan ve zamanın Suriye’sinin kabul etmesi üzerine de naaşı kaçırılarak Suriye’ye getirilen son padişah Vahdeddin’in hikayesi pek hüzünlüdür.



Osmanlı mezarlığına sadece Türk asıllıların girişine izin veriliyor. Adının Ahmed olduğunu öğrendiğimiz mezarlığın bakıcısı ise bu işi 30 yıldır gönüllü bir şekilde yaptığını ifade ediyor.


Selahaddin-i Eyyubi Türbesi


Kudüs’ü haçlılardan geri alan büyük kumandan Selahaddin Eyyubi’nin türbesi Emeviye Camii’ne yakın bir konumda olup türbenin yanında da ilk Türk hava şehitlerimizin mezarları bulunuyor. 8 Şubat 1914’te Taberiye Gölü yakınlarına düşen uçakta Yüzbaşı Fethi, Üsteğmen Nuri ve Sadık Bey vardı.


Selahaddin-i Eyyubi’nin türbesi önündeyiz



Kasyun Tepesi


Gün boyu gezip bitap düşünce Kasyun tepesi'ne çıktık ve şehrin gece manzarasına hayran kaldık. IDSB’den Muhammed Naim Akbıyık da bizimleydi.


Kara gök altında parlayan Şam


IDSB’den Muhammed Bey ile birlikteyiz


Şam’dan Ayrılış


Vel hasılı kelam Şam’ın bitmek bilmez manevi atmosferinden biz de payımıza düşeni aldık ve güzergahımıza kaldığımız yerden devam ettik.




































Şam’a veda etme zamanı geldiğinde arkamızdan su döken biri de vardı … :)




Böylece Şam-ı Şerif'ten kuzeye doğru ilerlemeye başladık, Humus, Hama ve Halep'e doğru...



______________________________________



Nizar Kabbani'nin Şam ile ilgili aşk şiiri (Kasidet'ül Dımeşkıye) için bakınız :


http://nizar.ealwan.com/poetry.php?id=65
 
7/21/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği