Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English

 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 16 kişi
Toplam: 1095028 ziyaretci

Anasayfaya dön
Dr. Alimcan Ataullah : Doğu Türkistan daki zulüm artık gizlenemez!
 














Murat Ellialtı başkanlığındaki BURA heyeti Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği'ni ziyaret ederek, Doğu Türkistan'da katledilen müslümanlar için taziyede bulundu.

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği (Şarkî Türkistan Maarip ve Hemkârlık Cemiyeti) Genel Sekreteri Dr. Alimcan Ataullah'la görüşen BURA Başkan Yardımcısı Murat Ellialtı, Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Şen ve Denetleme Kurulu üyesi Ekrem Arıkan Doğu Türkistan'ın başkenti Urimçi'de yaşanan katliamla ilgili bilgi aldılar.

Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Dr. Alimcan Ataullah "Çin, Doğu Türkistan'daki zulmü ve asimilasyonu gizliyordu, ama bu son olaylar zulmü dünya gündemine taşıdı" dedi.



Ziyarette, Başkan Yardımcısı Murat Ellialtı, BURA ilgili kısaca bilgi vererek, BURA'nın üyelerinin menfaatleri ve maddi-manevi ihtiyaçları için çalışmalar yaptığını ancak bir mezun derneği faaliyetlerinin ötesinde sosyal sorumluluklarının bilincinde olarak duyarlı bir STK olarak çalıştığını belirtti.

Son günlerde Doğu Türkistan'da gelişen olaylardan duyduğu üzüntüyü dile getiren Murat Ellialtı, batı medyasından yansıyan haberler yerine olayın bizzat mağdurlarından süreci dinlemek istediklerini açıkladı.



Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Dr. Alimcan Ataullah BURA'nın ziyaretinden duyduğu mutluluğu ifade ederek başladığı konuşmasında, Türkiye'deki müslümanlarda gelişmiş bir "Ümmet Bilinci" bulunduğunu, Bosna, Gazze, Çeçenistan gibi İslâm Dünyası'nın dertli yerleri için Türkiye halkının duyarlık gösterdiğini, son olarak Doğu Türkistan'da yaşanan zulme kayıtsız kalınmamasının acılarını bir nebze hafiflettiğini söyledi.

Dr. Alimcan Ataullah, Doğu Türkistan'daki zulmün gelişimini anlattığı konuşmasını şöyle sürdürdü :

Çin Devleti, Şanghay İşbiriliği Örgütü'nün tüm çalışmalarında güvenlik konusunu gündemde tutuyor ve Uygurların faaliyetlerine izin vermiyordu. Çin, 11 Eylül'den sonra dünyada oluşan komuoyunundan da aynı paralelde yararlanarak Doğu Türkistan'da yapılan her türlü faaliyeti "terörizm" olarak adlandırdı.

Çin anayasasında yerel dillerle eğitim hakkı olmasına rağmen Uygurcayı yasakladılar. Halbuki Doğu Türkistan dışında Kazak ve Moğol bölgeleri var, buralarda Kazakça ve Moğolca eğitim yapılıyor.

Gerçi Çin'de, Doğu Türkistan gibi bağımsız başka yerler de var, ama Çin buraları bitirdi. Çin'in kuzeyinde İç Moğolistan Eyaleti de güya bağımsız ama İç Moğolistan'da bugün 2,5 milyon Moğol, 37-40 milyon Çinli var. Çin İç Moğolistan'ı bitirdi, şimdi Tibet ve Doğu Türkistan kaldı.

Doğu Türkistan'da bugün 35 milyon müslüman yaşıyor; Doğu Türkistan'daki Kırgız, Kazak, Tatar, Özbek ve Uygurların tamamı müslüman ve hanefidir. Doğu Türkistan SSCB etkisi altında kalmış olan diğer Türk bölgeleri gibi değildir; dinine ve geleneklerine çok sıkı bağlıdır, asimilasyona karşı inatla direnmektedir.

Bu nedenle Çin nüfus artışını engellemeye çalışıyor, dinimize ve dilimize engel olmaya çalışıyor. 18 yaşından küçüklerin ve memurların camiye gitmelerini yasakladılar. Çin uygur gençlerini, Hizb'üt Tahrir örgütü üyesi olmakla suçlayarak hapse attı, ailelerinden tazminat istedi.
Doğu Türkistan Cumhuriyeti amblemi



5 Temmuzda patlak veren olayların asıl nedeni "kürtaj" ve zorla çalıştırılan uygur kızları konusudur.

1995 yılında, Çin Hükumeti, Doğu Türkistan'da kürtajı başlattı. Mahallelerde muhtarları ve ajanları var, 7-8 aylık hamile kadınları bile zorla kürtaja tabi tutuyorlar.

2002 yılından itibaren 15-2 yaş arasındaki kızlarımızı "meslek edindirme" programıyla Çin'in iç kısımlarına göndermeye başladılar. 1 milyondan fazla uygur kızını Çin'in iç bölgelerine gönderdiler.

Guangu eyaletinde, bazı çinliler, bu iç kısımlara gönderilen uygur kızlarına şöyle yaptık- böyle yaptık gibi bazı şeyler anlatıyorlar ve bu sözler uygur gençlerini infiale sürüklüyor. Urimçi'de gençler internetten yazışarak bu konuyu tartışıyorlar. Derken çatışmalar başlıyor.

Urimçi'de Türkler azınlıkta olduğundan Çin kendinden emindi, olayların büyümesine şaşırdı. İnternet bağlantılarını kesti. Halen saat 16dan sonra, Urimçi'de sokağa çıkma yasağı var.


Ekrem Arıkan, Dr. Alimcan Ataullah, Murat Ellialtı, Mehmet Şen ve Abdülhakim Han Tekliman

Bir diğer konu da Uygurların Türkiye'ye karşı besledikleri sevgi... Çin bu sevgiye darbe vurmak için her Türk yetkilinin ziyareti sonrasında Uygurlara bir bahane ile zulümediyor, amacı Türkiye ile Doğu Türkistan'ın arasını açmak, Uygurların ümidini kırmak...

Devlet Bahçeli'nin ziyareti sonrasında böyle oldu, Abdullah Gül'ün ziyareti sonrasında da, 16 Haziranda Doğu Türkistan'daki bir medreseyi yerle bir ettiler.

Çin dış dünyaya Doğu Türkistan'da özgürlük var imajını verebilmek için yemek ve folkloru öne çıkarıyor; Urimçi'de uygur lokantaları var, devlet bunları teşvik ediyor, folklor gösterileri var. Yurtdışından gelenler bunlara bakıp aldanıyor. Çin, Doğu Türkistan'daki zulmü ve asimilasyonu gizliyordu, ama bu son olaylar zulmü dünya gündemine taşıdı.




Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği
(Şarkî Türkistan Maarip ve Hemkârlık Cemiyeti)
web sayfasına ulaşmak için tıklayınız :

www.maarip.org
 
7/13/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği