Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English

 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 17 kişi
Toplam: 1095023 ziyaretci

Anasayfaya dön
Alev Alatlı :
.
"Türklerin en büyük icadı Türk dilidir."
 
BURA’nın mutad Perşembe Söyleşisinde konuşan Alev Alatlı, Türk dilinin kelime türetme biçimleri ve ses uyumlarının üstünlüklerini örneklerle açıkladığı konuşmasında, Türkçe’nin Quantum Fiziği ve saçaklı mantıkla olan ilişkisine değinerek “Türklerin en büyük icadı Türk dilidir” dedi.



Alev Alatlı, dil ile düşünce ve dil ile ahlak ilişkileri üzerine de görüşlerini açıkladığı söyleşisine Californiya Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmadan verdiği örnekle başladı :

Californiya Üniversitesi Psiko-dil Bölümü, benim de katıldığım 2 sene süren bir araştırma yaptı; 2 yaş 8 ay dan 3 yaş 8 aylığa kadarki çocukların dil öğrenme becerileri üzerinde çalıştılar… Aileler, anne-babaların üniversite mezunu olduğu kesimlerden seçilmişlerdi. Araştırma 5 ülkede (İtalya, Yugoslavya, Japonya, Amerika ve Türkiye) yapıldı. Araştırma çerçevesinde 4 ayda 1 çocuklar ziyaret ediliyor, her ziyaret 6 saat sürüyordu. Çocuklara uygulanan testlerin en zor kesimi 3lü formlardı, yani “kediyi gören tavuk horozu döver” gibi formlar… Bu 3lü formları Amerikalı çocuk (İngilizce) 5 yaşında, Yugoslav (Sırpça) çocuk ancak 7,5 yaşında kurabilirken, Türk çocukları 3 yaşta başarabiliyorlardı.

Bence, Türklerin en büyük icadı Türk dilidir. Türk dilinin kelime türetme biçimleri ve ses uyumları diğer dillere göre çok daha üstündür; söz gelimi “kilim” veya “halı” gibi bir kelimeyi bilmeyen çocuk, daha önce görmüş olduğu halının kaldırılmış olduğunu gördüğünde “Nerede buranın basısı?” diye yeni bir kelime türetip, derdini anlatmıştı. Üstelik, tam biz bu araştırmayı yürütürken, ilkokullara Amerika’dan ithal “fiş sistemi” getirilmişti. Maalesef, Türkiye’de gerçek dil bilimcilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez.


Türkçe eklemeli diller familyasındandır; “I will go” gibi başka dillerde 3 kelime ile söylenen ifadeleri 1 kelime ile, gideceğim şeklinde anlatır. Bu yüzden anadili Türkçe olan kişilerin en başarılı olduğu alanların başında matematik gelir, Oktay Sinanoğlu örneğinde olduğu gibi…



Her bilimde kelimeler “Yunanca” gibi durur, oysa bu kelimeler eski Yunancada yoktur. Anglo-sakson dili kelime üretmeye uygun olmadığı için, yeni bulunan kavramlar, nesneler için yunanca köklerden yeni kelimeler türetilmiştir.


Türk dilinin bir başka zenginliği de derece ifade eden kelimelerdedir; mavimtırak, ekşimsi gibi… Quantum Fiziği ve benim saçaklı mantık olarak adlandırdığım Fuzzy Logic ile yeni ortaya çıkan bir şey var: dereceleme. Bunu en iyi vurgulayan dil Türkçedir. Bluish kelimesi belki mavimsiyi karşılar ama mavimtırak başkadır.


Beklemek, zannetmek, sanmak, ümid etmek, umut etmek vs vs… Yaren, dost, arkadaş, yoldaş, ahretlik … Say sayabildiğin kadar; bunların hepsini tek kelimeye indirdiğinizde nüanslar kayboluyor! Bir dili ne kadar kabalaştırırsanız, düşünceniz de o kadar kabalaşır. Maalesef “Öztürkçecilik” ortalığı mahvetti, bundan daha vahimi İngilizcenin kurduğu hâkimiyettir.



Bir çok konferansımda “Yabancı Dil Eğitimi” ile “Yabancı Dille Eğitim” farkını dinleyicilere anlatmakta zorluk çektim. Bu dünyada olup biteni anlamak için İngilizce öğrenmek doğru, fakat İngiliz Dili ile eğitim yanlıştır.

Doktora öğrencilerimiz neden bu kadar kötüdür? Doktora tezlerimiz takltten öteye gidemiyor, dipnotlarla doludur.



Malesef ülkemizde bir sınıf atlama meselesi var. 50li yıllarda İngilizce bilen sayısı çok azdı. BÜ, ODTÜ vs ile İngilizce yaygınlaştı. 80lerden sonra Türkiye birdenbire bir sınıf atlama yarışına girdi. Bu moda 2000lerde yeniden başladı ve malesef bu seferki 80lerdekinden daha vahim. Veliler kendi hayatlarındaki eksikleri çocuklarında tatbik etmeğe çalışıyorlar.

İrlanda tarihine bakın; ingilizler askerle zaptedemedikleri İralanda’yı, 18. yüzyılda, İngilizceyi okutarak dize getirdiler. Malesef, muhafazakâr-liberal ittifakı Türkiye’de ortalığı batırmak üzere...



Aslında büyük çaplı bir şey başlatabiliriz; gerçekten iyi Türkçe ile eğitim veren bir üniversite açılabilir. Bu üniversitede İngilizce de öğretilir, ama eğitim dili Türkçe olur.


Türkçeyi güzel kullanmak zihinsel bir aktivite gerektirir; İngilizce okurken bile Türkçenizi geliştirebilirsiniz. Sözlük kullanmak lazım, sözlük bizde pek kullanılan bir şey değildir.

Kırılma noktası “Öztürkçecilik”tir. 30lu yıllarda kelime uydurulması ile başladı.

Edebiyat bir sosyal bilimdir, hatta fen bilimlerinin anasıdır. Edepten gelir, ıslah olmak demektir. Biz öncelikle referans merkezimiz kaybettik, Ahlaki referans merkezimiz kalmadı.

Felsefe ve din de referans noktasıdır. Biz ciddiyetimizi kaybettik. Ahlakta genel bir düşüş var, dünya kaotik bir noktaya doğru gidiyor. Ahlak, vicdan gibi kelimeler üzerine düşünmemiz lazım.

Bir toplumun nereye gittiğini görmek için kelimeler sayılır; “şerefsiz” lafı 1940larda cinayet sebebiydi.

Dikkat! Çünkü dünyanın bize ihtiyacı var. Bu gezegen bu arsız tüketimi de, bu kirlenmeyi de kaldıramaz.
 
5/24/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği