Boğaziçi Üniversiteliler Derneği
 Boğaziçi University Reunion Association
  English Site




 


Kuruluş Amacı
Dernek Tüzüğü
Kurullar
        Yönetim Kurulu
        Disiplin Kurulu
        Denetleme Kurulu
Haberler & Duyurular
CV Gir
Banka Hesabı

       Düşünce ve
       önerileriniz için
       tıklayın...

E-mail Adresiniz :
Şifreniz :
Şifremi Unuttum        
Şu an sitede: 15 kişi
Toplam: 1091791 ziyaretci

Anasayfaya dön
Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan :
.
"Seküler kültür dünyaya savaş ve yıkım vermiştir !"
 
3-7 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz BURA Endülüs Gezisi arefesinde, bir perşembe söyleşimizi "Endülüs"e ayırmıştık; konuğumuz Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan'dı.



Nazif Hocamız "Endülüs Medeniyeti ve Endülüs Çözümü" konulu sohbetinde Akdeniz coğrafyasının tarihi ve problemleri üzerinde yoğunlaştı, Avrupa Birliği ve globalleşme alt başlıklarında parantezler açılarak devam etti, söyleşi katılımcıların soru ve katkıları ile son buldu. Anekdotlar ve aktarmalar yönünden zengin geçen sohbette özellikle Sezai Karakoç'un görüşlerine geniş yer ayrıldı. Geniş bir yelpazede ufuk turu yapan sohbetin ana vurgularında Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan şöyle dedi :

"Geçmişte güç topraktı, askerdi, teknolojiydi, yeraltı zenginlikleriydi, bugün ise tüm bunların önünde insan duruyor, yetişmiş bilgili ve erdemli insan bugün en büyük güçtür".

Araplar 711 de İspanya'ya yerleştiler, Türkler ise 1314'te Balkanlar'a girdiler. Bugün İspanya'da Araplar hâkim olmasa da, Şafi mezhebine göre İspanya Dar'ül İslâm'dır.

Endülüs Avrupa'nın mayası olmuştur; Fransız Fizikçi P. Curie : "Endülüs'ten bize otuz kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, çoktan uzayda galaksiler arasında geziyorduk", demiştir.



El Hamra batan güneşin nar kırmızısı rengi demektir. Avrupalılar Endülüs'ü tekrar ele geçirince mimaride El Hamra Sarayı'na ulaşmak istemişlerdir, fakat hiçbir mimari eserde El Hamra Sarayı'ndaki estetiği yakalayamamışlardır.

Endülüs'te evlerin balkonu yoktur, Sezai Karakoç Balkon şiirinde balkonların iticiliğini anlatır, mimarları balkonsuz ev yapmaya davet eder.

Gırnata'nın en eski mahallelerinden dolaşırken kendinizi Bursa'da ya da Cidde'de bir müslüman mahallede sanırsınız. El Hamra Sarayı'nın duvarlarında "Ve la galibe İllallah" yazar, Endülüs'ün elden çıkacağını daha o zaman hissetmiş Müslümanlar...

Seküler kültür dünyaya savaş ve yıkımdan başka bir şey vermemiştir. Barış ve yeni bir dünya için, Marx'ı değil, Weber'i yeniden yorumlayarak, bir yol haritası hazırlamalıdır. Din afyondur deniliyordu, bugün anlaşıldı ki asıl afyon olan dinsizliktir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, bütün ülkelerde, küreselleşmenin getirdiği fırsatlar ve tehditler tartışılıyor. Küreselleşmenin hız ve yoğunluk kazanmasıyla, ülkeler arasındaki sorunların çözümünde "savaş odaklı" yöntemlerin yerine "barış odaklı" yöntemler geçiyor. Küreselleşme bütün ülkeleri, siyasal sorunlarını savaş alanlarından daha çok barış masalarında çözmeye zorluyor. Artık ülkeler arasındaki sorunların çözümü, savaş cephelerinde aranmıyor.

Dünyanın şeffaflaşması olarak tanımlanan küreselleşmenin miladı olarak, genellikle Sovyetler Birliği'nin dağılışı kabul edilir. Yıldan yıla daha da şeffaflaşan dünyada, hiç bir ülkenin çevresini demir perdeyle kapatması mümkün değildir.

Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar ile yaptığı bir sohbette "Medeniyetimiz Mesnevi ve cihad medeniyetiydi" der, "Semerkant'tan Bosna'ya" kadar olan coğrafyayı pilav yiyerek ve mesnevi okuyarak fethettiğimizi ifade eder.



Yirmibirinci yüzyılda, Doğu ve Batı yeniden Kudüs'te buluşmalıdır. Kudüs barış kentidir. Kudüs'te savaş olursa, hem Doğu'da, hem de Batı'da barış olmaz. Kudüs barış formülü uygulanmalıdır, Kudüs bütün peygamberlerin ortak noktasıdır. Osmanlı Kudüs kalesinin kapısına "La ilahe İlla Allah, İbrahim Halilullah" yazmıştır, bunu Musa Kelimullah, İsa Ruhullah ve Muhammed Rasulullah takip eder, işte barışın formülü budur. Gururlanma ey Batılı, peygamberin bile doğulu...

Söyleşimiz daha sonra, arkadaşlarımızın soru ve katkıları ile sürdü:

Mehmet Yalçıntaş, Kudüs barış formülüne bir katkı olarak, Kudüs hristayan kilisesinin kendi aralarındaki problemleri Osmanlı döneminde uygulanan yöntemler ile çözdüğü, Osmanlı döneminde kilise kilitleri devralan Müslüman Arap ailesinin bugün halen kilise kapısını açtığını, bölgede Hanefi mezhebine mensup çok az Müslüman olmasına rağmen Osmanlı döneminden kalma bir gelenek olarak camilerde Hanefi mezhebine göre cemaatle namaz kılındığını söyledi.

Salih Altundere, Avrupa Birliği'ne girmenin Türkiye için pek çok kazançlar barındırmasına rağmen ortak bir kültür oluşturmanın mümkün görünmediği yönündeki kanaatini ifade etti.



Ali Dayıoğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesi halinde ancak büyük gayretler ile karlı sonuçlar alabileceğini dile getirdi.

Ferruh Gündoğan, Sayın Nazif Gürdoğan'ın çok iyimser bir yaklaşım ortaya koyduğunu, büyük dünya savaşları hariç diğer tüm savaşların güçlüler ile zayıflar arasında gerçekleştiğini, böyle bir durumdan ancak güçlü bir Türkiye ile sakınılabileceğini söyledi.

______________________________



Ersin Nazif Gürdoğan'ın sohbetinde ele aldığı konu ile ilgili eseri Mekke'den Kurtuba'ya kadar 1981-1986 yılları arasında bulunduğu şehirleri, İslâm Medeniyeti'nin referans alarak yorumladığı Hicaz’dan Endülüs’e İz Yayınları tarafından basılmıştır.

Yazar, bu eserinde değişik islam kentlerindeki yerleri, kimsenin aklına gelmeyen biçimde yorumluyor; herkesin geçtiği yollardan geçerek, kimsenin görmediği boyutları yakalıyor.

Endülüs'e yaptığı, gezide geçmiş medeniyetimizin izlerini ararken, İspanyol Müslümanlarının gelecekte oynacakları önemli rolün umudunu besliyor; müslümanların hıristiyanlarla hesaplaşmasının iniş ve çıkışlarının hüzün ve coşkusunu anlatıyor.

www.iz.com.tr



Ersin Nazif Gürdoğan BURA'daki söyleşisinin izlenimlerini Yeni Şafak'taki köşesinde "Avrupa'nın Geçmişinde ve Geleceğinde Endülüs Vardır" başlıklı yazısında dile getirdi :

www.yenisafak.com.tr
 
2/1/2009
  Basın Komisyonu
 
 

Tel  : (212) 356 99 49

Fax  :(212) 266 20 24

Eski Osmanlı sok. Arıkan İşmerkezi
No:30 Kat:5 Mecidiyeköy İstanbul

info@bura.org.tr

Copyright © 2004 BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği